ben, milyonlarca okun gösterdiği milyonlarca yoldan birini seçer ve yürüyebildiğim kadar yürürüm
takatimin son adımı karşılaşmamıza varır
ve yolda biriktirdiğim çıkarımları kapasitenin çok üzerinde bir porsiyondaymışçasına önüne koyarım;“beni senin belirlediğin şartlar altında, bana orada ne kadar kalacağımı belirleme hakkı vermeksizin biyere tıktın ve bana bu şartları daha iyileriyle kıyaslamayı yasaklayıp, daha kötüleriyle kıyaslamayı buyuruyorsun.
açık konuşayım, karşına geçip bu hesap kriterine göre niçin herkesin kendi durumumu kıyaslama alternatiflerinin eşit sayıda olmadığını sorduğumda ucunda ateş olan meşaleyi üzerime üzerime savurursan, BeN o aTeŞLE sİgArAmI YaKaRıM”
sigaramı meşalenle yakarım, dumanını siluetine üflerim,
ve aramızda uzun bir diyalog başlar.sen dersin ki; “şartları ben belirlemedim, sen belirledin.”
sonra ben de derim ki; “sen belirledin, ben sadece seçtim. hayatımın kontrolünü yüzde yüzün altında bir yetkiyle kabullenmemi gerektiren nedir?”
- başkalarının hayatının kontrolünden yüzde almaya çalışmanın esas olduğu bir düzen kurman. orada uzun veya kısa kalmayı “iyi” olarak niteleyen ben değilim ve seni biyere tıkmadım, tümünün bir parçası olduğun sonsuzluğun bir noktasına bırakılmıştın.
- ayaklarım ‘bana verdiğin hayatı devam ettirmek için yapmam gerekenler’ adında, pek uzun sayılamayacak bir zincirle bağlıydı.
- yarattığım şeyler arasında zincir adında bir şey yoktu. ben yalnızca demiri yarattım.
- bu mağduriyetimi açıklamıyor. zinciri yaratan ben miyim?
- hayır. sen zinciri kıramayansın.
- ...
- eşitsizlik, en az iki şeyin herhangi bir kıstasla ele alındığında birbirinden farklı oluşudur ve benim yarattığım şeyler arasında kıstas adında bir şey de yok.
- beni içeriklerini belirlediğin iyiye ve kötüye göre yargılıyorsun. bunlar birer kıstastır.
- iyiyi de kötüyü de sen yarattın. ben yargılamam.
- elindeki meşale ne öyleyse?
- beni yargılayan olarak algılayanlar elimde bir meşale görür .bir bölümü ondan korkarlar, bir bölümü de sigaralarını yakmak için kullanırlar. elimde korkanlara temas etse canlarını yakabilecek veya yanlış anladıkları bir varlığın var sanılma sürecinin ardından yokluğunu keşfetme hazzını duman sananların hayali sigaralarını yakabilecek herhangi bir şey yok.
- beni sen mi yarattın?
- hayır.
- beni kim yarattı?
- sen varolduğu sürenin çok küçük bir bölümünde nasıl varolduğunu sorgulayan, daha az küçük bir bölümünde nasıl varolduğuyla ilgili bir yanıt bulduğunu zannedip onunla daha fazla ilgilenmeyen bir varlıksın. varlığını mevcut bilincinin algılayabildiği kadarına indirgediğin için sonsuzluğunun farkında değilsin.
- peki sen kimsin?
- sayı olduğun yerde matematik, akıl olduğun yerde gerçek, insan olduğun yerde yaratıcıyım. ben “sistem”im. beni anlayamayan olduğun yerde ben “zannedilen”im. ben tüm zannedilenler, tüm bilinenler ve tüm bilinmeyenlerim.
- peki neden herkese kendini açıkça göstermek yerine gizleniyor ve bişeyler zannediliyorsun?
- gizlenmiyorum. ben hep burada duruyor ve içerdiklerimin içerdikleri döngüsüyle her saniye büyüyorum. gölgesinde yürüdüğün bir ağacın varlığını reddersen, adımların gövdesine ulaştığında içinden geçemezsin ve ağacı görememiş olman ağacın senden gizlendiğini kanıtlamaz.
-...
-...
sen bazen kibarca anlatır, bazen öfkeyle haykırırsın ve ben anlarım ki, tüm kıstasları ben yarattım
her şey “bir” olur
ve sonra aramızda uzun bir monolog başlar.